ÇAKRA NEDİR?

Çakra kelimesi Hindistan’a ait kadim bir dil olan Sanskritçe dilinden gelir ve tekerlek, çark ya da disk anlamındadır.

ÇAKRALARIN TARİHİ

Çakraların ilk defa anılması MÖ 1500-500 yıllarında Hindistan’ın yazılı en eski metni olan ve ilim anlamına gelen vedalara kadar uzanır. (Vedaların en yeni bölümleri yaklaşık M.Ö. 500 senesi civarında ortaya çıkmışken, en eski metin-Rig Veda– yaklaşık M.Ö. 1500 yıllarına aittir.)

ÇAKRA MERKEZLERİNİN YERLERİ

Fiziksel bedene nüfuz eden ve süptil bedende yer alan 7 temel çakra vardır. Süptil beden fiziksel bedenimizle birleşik ancak fiziksel olmayan psişik bedendir. Modern fizyolojide 7 çakranın omurgadan çıkan 7 sinir düğümüne ve endokrin sistemi bezlerine yakın yerlerde yerleştiğini görüyoruz.

ÇAKRALAR NASIL ÇALIŞIR?

Çakralar bedendeki enerji sisteminin çekirdeğini oluşturur. Ve bu enerji Nadilerden (hayat enerjisi Prana’nın aktığı süptil kanallara Nadi’ler adı verilir) oluşan ince ağ ile bütün bedene dağıtır. Her Çakradan binlerce Nadi ışın olarak dışarıya yansır. Enerji kanalları nadilerdir; nadileri kontrol eden ise çakralardır. Yoga geleneğine göre insan vücudunda yaklaşık 72.000 nadi kanalı bulunmaktadır.

  Üç ana Nadi (enerji) kanalı vardır:

SUSHUMNA (merkez kanalı) Omurganın ortasındaki merkezi birleştirme kanalıdır. Tüm Nadi’ler Suşhumna ile bağlantılıdır. Saf bilinç şeklindeki psişik enerjiyi alıp yerküre üzerindeki fiziksel ve zihinsel bireye iletir.

IDA NADİ, Sushumna’nın sol tarafında başlar ve biter. Ida Sanskritçe “konfor” anlamına gelir.Doğası gereği serin ve besleyici olan ay enerjisi ile ilişkilidir. Kişiliğimizin tüm zihinsel süreçlerini ve dişil yönlerini kontrol eder.

PINGALA NADİ, Sushumna’nın sağında başlar biter. Pingala kelimesi Sanskritçe’de “turuncu” anlamına gelir. Doğası gereği sıcak ve uyarıcıdır, tüm hayati somatik süreçleri kontrol eder ve kişiliğimizin daha eril yönlerini denetler. 

BİRİNCİ ÇAKRA -KÖK ÇAKRA-

Kök çakra diğer tüm çakraların üzerinde durması gereken temel taşıdır. Toprak Elementi ile ilintilidir ve bedenimiz gibi, sağlığımız gibi, hayatta kalmamız gibi, maddi ve parasal varoluşumuz gibi, ve odaklanıp ihtiyaçlarımızı ortaya koyabilmemiz gibi katı, topraksı olan her şeyle ilgilidir. Bilincin tezahürünün nihai formudur, katı ve somuttur.

Muladhara sakral pleksustan bacak boyunca aşağı inen siyatik siniri bedendeki en uzun sinirdir ve sinir sisteminin kökü gibi işler. Hareketimizi sağlayan ayaklar ve bacaklar, topraktan ve onun çevresinden hayati gıdayı edinmemiz için bize olanak tanır. Bacaklarımız altımızda yere değer ve sinir sistemimizi birinci çakranın elementi olan toprakla bağlar. Bizde bizi sürekli aşağı çeken yer çekimine kinestetik olarak yanıt veririz. Bu kuvvet bizi maddesel varoluşta köklenmiş şekilde gezegenimize bağlı tutar. 

İKİNCİ ÇAKRA -SACRAL ÇAKRA-

İkinci çakra sembolü hilal şeklinde bir ay içeren altı yapraklı bir lotus çiçeğidir. Ay belli belirsiz enerji üzerinde duyguların çekim gücünü sembolize eder, tıpkı ayın gel-git sırasında okyanusların sularını hareket ettirmesi gibi. Bu büyük oranda bilinç dışı gerçekleşir ama ikinci çakranın işinin bir yönü de duyguları bilinçli hale getirmektir. Uçları yukarı doğru kalkmış bu hilali aynı zamanda ikinci çakranın gülümsemesi bu çakrayla ilişkilendirilen hayvan olan makara sonsuz arzuyu temsil eden balık benzeri bir timsahtır. Bu çakranın merkezinde bulunan tohum ses Vam’dır. 

Bu çakranın elementi sudur. Bedende sıvı ile ilişkili olan; kan dolaşımı,idrar boşaltımı ,cinsellik ve üreme işlevlerinin yanı sıra suyun akış formsuzluk, akışkanlık teslim olma gibi niteliklerine de denk düşer. Swadistana sacral peksus denen bir sinir düğümüne denk gelir. Bu düğüm siyatik sinirine bağlanır ve beden hareketini merkezidir. Bu yüzden genelde hayat oturağı olarak adlandırılır.

Kadın anatomisinde rahim net bir şekilde ikinci çakradır ve ayrı bir merkez olarak algılanır. Erkek anatomisinde cinsel organlar birinci çakraya çok yakındır ve ilk iki çakra arasında farklar çok süptildir.  

ÜÇÜNCÜ ÇAKRA -GÜNEŞ ÇAKRA-

Üçüncü çakranın sembolü 10 yapraklı bir nilüferdir. Dünyada bir şeyleri gerçekleştirme yolumuz olan ellerimizdeki 10 parmağı temsil eder. Nilüferin içinde bulunan ağaşı dönük üçgen tıpkı birinci çakradaki gibi odak noktamızın yeryüzünden yükseldiğini ve biz yukarıya ilerledikçe Genişlediğini gösterir. Nilüferin içinde güçlü bir hayvan olan koç yer alır. Tohum ses Ram’dır.

Solar (sol Latince güneş anlamına gelir) pleksus isminden de anlaşıldığı gibi burası bize ışık,sıcaklık,enerji ve güç getiren ateşli güneş çakrasıdır.Bizim eylemlerimizi, irademizi ve canlılığımızı temsil eder.

Ateşin yanma ile ilişkisi açısından bakıldığında üçüncü çakra metabolizmayı yönetir ve metabolik enerjinin düzenlenmesi ve beden boyuna dağıtılmasından sorumludur.

Üçüncü çakranın amacı dönüşümdür. Tıpkı ateşin maddeyi ısı ve ışığa dönüştürmesi gibi üçüncü çakrada pasif elementler olan toprak ve suyu dinamik enerji ve güce dönüştürür. Toprak ve su pasiftir. Yerçekiminin etkisiyle aşağı doğru hareket eder buna karşın ateş yukarı doğru hareket eder, yapıyı yok eder ve maddenin ham enerjisini yeni bir boyuta taşır.

DÖRDÜNCÜ ÇAKRA -KALP ÇAKRA-

Kalp çakrasının sembolü, kesişip altı uçlu bir yıldız oluşturan iki üçgeni çevreleyen on iki lotus taç yaprağıdır. Üçgenler ruhun bedene inmesi ve maddeselliğin ruh ile buluşmak için yükselmesini temsil ediyor. Altı köşeli yıldız -Davut’un yıldızı olarak da bilir- evliliği simgeliyor, eril ve dişil olanın dengeli iç içe geçişi. Altı nokta, bu merkezde birleşen diğer 6 çakrayı da temsil eder.

Bedende bu çakra kardiyak pleksus ile ilgilidir. Ve kalp, akciğer ve timüs bezini yönetir.

BEŞİNCİ ÇAKRA -BOĞAZ ÇAKRA-

Boğaz çakrasının sembolünde Sanskrit dilinde bütün sesli harfleri içeren 16 taç yapraklı bir lotus bulunur. Sanskritçe ünlü harfler ruhu ünsüz harfler ise maddenin sertliğini temsil eder. Bu lotusun adı arınma anlamına gelen vishuda dır. 

Beşinci çakra bir element ile ilişkilendirilen son çakradır. Bu yüzden ruhsal alem üst 3 çakra tarafından paylaşılır.

**Eter elementi titreşimler dünyasını temsil eder. Evrende bulunan her şeyi kapsayan ve birleştiren ince titreşimler olarak tarif edilebilir.  Eterin varlığını bilinir kılan sestir.

ALTINCI ÇAKRA -ÜÇÜNCÜ GÖZ ÇAKRA-

Taç yaprakları şuşumna boyunca tırmanırken hep arttığı halde 6. Çakraya geldiğinde 2 taç yaprağa düşer. Bunlar iki fiziksel gözümüzü temsil ederken çember ise üçüncü gözü yani ruhsal organı temsil eder. Çemberin içinde Şakti’nin ruh ve maddeyi bağlayan trikunası (üçgen) vardır. Ve üçgenin içinde OM sembolü yer alır. Üçgenin üstünde bulunan hilal üçüncü göz açıldığında görülen saf beyaz rengin simgesidir. Bedende bulunan alt çakralardan farklı olarak altıncı çakra kafda bulur. Bu nedenle doğası daha önceki çakraların hepsinden daha zihinseldir.

Her çakra bir salgı bezine denk geldiğinden altıncı çakra aşağı yukarı göz çevresinde bulunan Epifiz bezi ile ilişkilendirilir.

YEDİNCİ ÇAKRA -TEPE ÇAKRA-

Taç çakranın sembolündeki bin yapraklı lotus daha üst boyutlara erişerek sonsuz farkındalığı temsil eder. Yoga felsefesinde aydınlanma merkezi olan bu çakra duyuların ve etrafımızdaki dünyanın sınırlarının ötesindedir. Merkezindeki yuvarlak içinde OM sembolü bulunur.

OM: Sanskrit dilinde birlikte o sesini veren a ve u ünlüleriyle m sesinden oluşur. Bu üç ses yeryüzü, gökyüzü ve gök katlarından oluşan üç dünyayı; BrahmaVişnu ve Şiva‘dan oluşan üç büyük Hindu tanrısını; Rig, Yacur ve Sama adlı üç kutsal veda metnini simgeler. Böylece Om hecesi gizemli biçimde bütün evrenin özünü temsil eder. her şeyi bilmek, her yerde bulunmak ve mutluluk anlamındadır.

Epifiz bezine denk gelir.

Categories:

Tags:

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Open chat